abdulaziz-bayındır-ebubekir-sifil

Abdulaziz Bayindir Cevap veremedi!

Ağu 25, 2013
Comments off
5505 Views

Daha evvel munazarasını facebook üzerinden duyurduğumuz prof.Dr A.Abayındır ve Dc.Dr. Ebubekir Sifil hocaefendinin buluşması geçtiğimiz günlerde oldu. İmam maturidi esasları, ilmi ilahi  hakkında yapılan münazarada Abdulaziz bayıdır’a daha evvel iddia ettiklerine binaen sualler soruldu….

abdulaziz-bayındır-ebubekir-sifil

ABDULAZİZ BAYINDIR İŞİ VAAZU NASİHATE DÖKTÜ !

Vaaz / sohbet ve seminer ortamları ise bir kimsenin belli bir konuya hazırlanıp o konuyu delilleriyle detaylandırıp dinleyicilere aktarması şeklindedir ki Münazara ise temelde bu saydığımız oturumlardan farklı bir şeydir. Cedel / hilaf / mübâhese şeklinde ayrıca belli bir usul çerçevesinde ıstılahlaşmış, kalıplaşmış hatta ayrı bir alt ilim dalı halinde genişçe ortaya koyulmuştur.

MÜNAZARA İSE ; karşıt görüş sahiplerinin birbirlerine delillerini sunarak karşılıklı, birbirlerinin görüşlerini kaba tabirle çürütmeye çalışmaları, karşı çıkarak araya girip itirazlarda bulunmaları esasına dayanır. Dolayısıyla münazarada aslolan tarafların birbirilerine itiraz edip sual sormaları ve suallerine cevap bekleyip ilgili cevabı değerlendirdikten sonra karşı bir cevap vermeleridir.

ABDULAZİZ BAYINDIRIN HERCÜMERC HALİ !

Bizzat Teklif Edip Yerini Ve Zamanını Ayarladığı Münazarayı Suallerden Kaçınarak Vaaza Döken acziyet içinde suallerden ısrarla kaçan Bayındır’ın Hercümerç Hâli (darmadağınık hal) ekranlara yansıdı !

Abdülaziz Bayındır’ın münazaranın ne olduğunu ve usulünü bilmediğini zannetmiyoruz. Ama mezkûr oturumda münazara usulüne hiçbir şekilde uymadığı takipçilere açıkça malum olmuştur. Gerek katılımcılar gerek ekran başında seyredenler gerekse de program sonrası kayıttan takip edenler bunun şahididir. Ebubekir Sifil Hocaefendinin de dediği gibi; ‘’birbirimizin karşılıklı sorularını kaale almayacak, aklımızdakileri konuşacaksak bu münazara olmaz’’. (46.dk) [*] sözüne karşılık

Abdülaziz Bey’in;

’Ben Ebubekir’in emrinde değilim ALLAH’ın (Celle Celâluhû) emrindeyim, kesinlikle kabul etmem böyle baskıları’’ (47.dk. 50.sn) ve ‘’bu soruyu sorulmamış kabul ediyorum’’ şeklinde ve benzer şekillerdeki daha başka mukabeleleri Bayındır’ın takipçileri tarafından da şaşırtıcı bir şekilde karşılık bulmuş olmalıdır. Çünkü aylar öncesinden meydan okuyan bir kimsenin, iddiasına itiraz sadedinde sorulan suallerin hepsine cevap vermesini beklemek takipçilerin en tabii hakkıdır.

Ebubekir Sifil Hocaefendiye bizzat münazara teklif eden, Ebubekir Hocanın da mukabelesiyle birlikte münazaranın mekânını bizzat ayarlamış olan ve bunu böylece ‘’münazara’’ olarak sayfasında haftalar öncesinden ilan eden Bayındır’ın kendisine yöneltilen suallere cevap vermek yerine alakalı-alakasız peş peşe âyet okuması, hocaefendinin yüzüne dahi bakmadan (belki de buna cesaret edemediğinden veya o yüz bulamadığından) sürekli hâzirûna yönelerek iddialarını vaaz verirmiş gibi anlatmaya çalışması ya katılımcıları ve münazarayı bekleyenleri aldatmak ya da harcanan emeği ve zamanı çarçur etmekten başka bir şey olmamıştır.

Bayındır, münazara yerine vaaz vermeyi gaye edinmişti madem, keşke oraya gelerek hiç yorulmasaydı. Kur’ân okumasını bilen mealci talebelerinden birisini gönderseydi hatta okumayı planladığı âyet-i kerîmeleri ses ya da video kaydı biçiminde bilgisayara kaydedip de konferans salonuna cd-dvd biçiminde gönderip oynatmış, insanlara böylece dinletmiş olsaydı, muradı yine hasıl olmuş olurdu.

______________________________________________________

 Münazarada Bayındır’ın bir türlü cevap  veremediği sorular:

1. Kur’ân’ın bize kadar değişmeden geldiğine delilin nedir?
2. Kulların imtihan gereği olan fiillerini Allah Teala’nın bilmediği iddiasına delil getirdiğin Âl-i İmran, 140.edenleri bilsin diye…” buyurulur. Oysa kendin diyorsun ki “Allah içimizi, kalbimizi bilir..” O halde burada niçin Allah Teala zaten ayetinde “Allah iman bildiği bir konuda Uhud gibi çetin bir imtihana tabi tutmuştur mü’minleri?
3. Bu ayet Uhud sonrasında inmiştir. Allah Teala Bedir’de kimin mü’min, kimin kâfir olduğunu bilemedi mi ki, Uhud’da bir daha imtihan yaptı?
4. Kehf 80 ve devamı ayetlerde, öldürülen çocuk hakkında Allah Teala’nın onu “tahmin üzere” öldürdüğünü söylüyorsun. Eğer Allah Teala gerçekten o çocuğu “bilgi” üzere değil, “tahmin üzere” öldürdüyse, arkasından gelecek çocuk için de aynı durum söz konusu olmayacak mıdır?
5. Rumların 3 ila 9 yıl içinde galip geleceğini bilen ve bildiren Allah Teala’nın “insanın iradî fiillerini bilmediği”ni söylemek ne kadar inandırıcı? Rumlar’la Persler arasındaki savaş için “iradî olmayan fiillerle yapılmış bir savaştı” mı diyeceksin?
6. İddiana getirebildiğin tek delil, bazı ayetlerin zahir ifadesi. Bu, Kur’ân’ı anlama faaliyetinde doğru bir metot ise (tabii buna metot demek doğruysa), Kur’ân’daki her kelimeyi zahir/dış/yalın anlamıyla almak durumundasın. O zaman şu ayetlere mana ver: Rahman 39, Maide 109 vb. Bunlar ve münazarada zikrettiğim ve dahi zikretmediğim onlarca ayet, zahiriyle, ilgili diğer ayetlerle muaraza halindedir. Dolayısıyla ya zahirci tavrını devam ettirip “bu ayetleri de zahiriyle anlıyorum” diyecek ve bizzat Kur’ân’la çatışacaksın ya da “her ayeti zahiri üzere anlamak doğru değil” deyip, münazaranın esas konusunu teşkil eden meselede geri adım atacaksın. Nitekim Bayındır “mecburen” ikinci yolu tercih etti ve önce “Allah gaybı bilmez demedim” dedi; ardından da (münazarada da açıkça itiraf etmek zorunda kaldığı gibi) “Allah geleceği bilmez diyen yok” noktasına geldi. Bu nokta son derece önemli. Zira tartışmanın nasıl başladığı herkesin hafızasında: Telefondaki ses, “Yani Allah benim kiminle evleneceğimi bilmez mi?” diyor; Bayındır bu soruya şu soruyla karşılık veriyor: “Allah senin kiminle evleneceğimi bilse sana der mi “şununla evlen, bununla evlenme diye?”

Meselenin hasılı şu: Geldiğimiz noktada Bayındır, Allah Teala’nın,
1) Kimin mü’min, kimin kâfir, kimin münafık olduğunu,
2) İçimizden geçenleri,
3) Küllîsiyle, cüz’îsiyle her türlü işimizin akıbetini (“şae” fiilini açıklarken söylediklerini hatırlayın) bildiğini söylemeye başladı!

Şimdi sormak gerekmez mi Abdülaziz Bayındır’a: Allah neyi bilmiyor???

| Yrd. Doç. Dr. Ebubekir Sifil

___________________________

İşte ilgili video Full ( Son 5 dakikaya Dikkat )

Comments are closed.