ali_seriati

Rasulullah’a Hakaret Eden Ali Şeriati !

Eki 26, 2010
Comments off
22178 Views

Rasulullah Efendimizin İbn-i Mesud Hadisinde “iyi olan anne karnında iken iyi, kötü olan anne karnında iken kötüdür” şeklindeki hadisine karşı Anne – Baba Biz Suçluyuz kitabında “O Peygamberin karınsal dünya görüşü” diyecek kadar ileri giden biridir dersek herhalde başdan kim olduğunu anlatmış oluruz..

Aslen şiî olup şiîlerin bile tasvip etmediği Ali Şeriatî diye biri var. Birileri, Peygamberimiz örnek olarak yetmezmiş gibi onu örnek bir şahsiyet gibi göstererek, müslüman gençlerin zihinlerini onun bozuk fikirleriyle doldurmak peşinde. Bu gayretkeşlerden biri de malesef Şİİ Mustafa İslamoğlu

Allayıp pullayarak gençlere sundukları Ali Şeriatî’nin Peygamberimiz’e bile hakaret eden bir zındık. Bu yazımızda, onu kendi sözleriyle daha yakından tanıtacağız. Tanınmalı ve hangi derekelerde olduğu bilinmeli ki, onu yüceltenler de tanınmış ve bilinmiş olsun.

Şeriatî’nin MUHAMMED KİMDİR isimli kitabına bakıyoruz. Görelim bakalım, Mustafa İslamoğlu’nun öve öve bitiremediği bu mahlûk, İslâm büyükleri hakkında neler yazmış. Başlıyoruz. Bismillah:

1- Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in diliyle övülen ve ashabın en büyüğü olan Hazreti Ebûbekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman (Radıyallahü anhüm) hakkındaki iftiraları şöyle:
“Ebûbekir… ihtiyar, yumuşak, her işi basite alan birisidir. Tehlike dolu toplumsal, siyasal mesuliyet, böyle bir ruhsal yapıyla bağdaşmaktan daha ciddi ve önemlidir.”

“Ömer… yenilikçilik özelliği yoktu… düşünce açısından zayıftı… itikadî ve fikrî bir mevzu sözkonusu olduğunda çok güçsüz görülüyordu. Kendisi de devamlı düşünsel alandaki hatalarını itiraf ediyordu.” (s: 317)

Osman… görüş açısı dünya görüşü dar ve zayıf birisidir. Peygamberle yaptığı işbirliği sırasında kimse onun en ufak bir üstün ve fevkalâde iş yaptığını görmemiştir. İslâm’ın öz ruhunu, derinliğini, sınıfsal yönelimini hissedememiştir. İslâm’ı, “şiarlar” ve İslâm rehberini “şiarları yücelten”den başka bir şey olarak niteleyemiyordu. Servet ve süse, kavmine ve kendine düşkünlüğü, büyüklere ve altına, güç ve kan sahiplerine saygıda bulunma, onun ruhunda o kadar güçlüdür ki, onun ahlâkî bağı, İslâm’dan daha çok cahiliyeye yakın ve iç içedir. En büyük tehlike, tehlikeli ve güçlü Beni Ümeyye hanedanına mensup oluşudur. Kuşkusuz O’nun böyle bir ruhsal yapı ve görüş açısıyla, bu uyanık, layık İslâm maskesi takmış güçlü düşmanların elinde bir “sadık uygulayıcı”dan başka bir konumu olmayacaktır. (s: 318)

2- Bir gurup ashabı Hazreti Ali (Radıyallahü anh) aleyhinde olmakla suçlayıp sonra Hazreti Ebûbekir (Radıyallahü anh) Efendimiz’e şöyle dil uzatıyor:
“…bu grupla Ebu Bekir’in cahiliyedeki özel ilişkisi tamamen belirgindir.”
“… Ebu Bekir bu gizli grubun seçkin şahsiyetidir.”

Hz. Ebûbekir (Radıyallahü anh) güya arap köleleri serbest bırakmak için şöyle bir tavsiyede bulunmuş:
“Allah bize bir çok acem köle bağışladığı için, arabı köle olarak kullanmak gerekmez.”
Bu iftiradan sonra lafı dolandırarak, Hazreti Ebûbekir Efendimiz’i câhiliyenin eksik terbiyesiyle suçluyor:
“…bunlar gibi düşünce ve duygusundaki birçok zaaf noktaları, İslâm’dan öğrendiği üstün faziletlere karşılık, geçmişteki terbiye etkilerini hatırlatıyor.” (s: 321)

3- Hazreti Ali (Radıyallahü anh)’a karşı gizli bir grup oluşturulduğunu anlattıktan sonra, bu hareket içinde olanları –ki bunlar başta Hz. Ebûbekir (Radıyallahü anh) olmak üzere Aşere-i Mübeşşere’den olan zatlar oluyor- bu grubun tavrını şöyle ifade ediyor:
“Ali’ye karşı beslenen kinler.”

4- Sıra geliyor Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’e dil uzatmaya. Güya Peygamberimiz Hazreti Ali (Radıyallahü anh)’ın üstünlüğünü açıklamayıp susmuş:
“Muhammed’in Ali hakkındaki sükutu, onu tarihte savunmasız bırakacaktır.”
Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i suçlamaya devam ediyor:
“Acaba Muhammed, ….Ali’yi kollamayacak mıdır? …sükutuyla …o acımasız tarihin eliyle paymal etmiyecek midir?”

“…nitekim öyle de oldu. Onu tarihte en kötü adam olarak tanıttılar.” (s: 322)
Bu da tarihe iftira. Tarihte Hz. Ali Efendimiz en kötü adam olarak mı tanıtıldı?

5- Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) cennetlik olduğunu müjdelediği zat hakkında kullandığı ifadeye bakın:
Abdürrahman bin Avf …mal severliği süse düşkünlük huylarını, câhiliyeden kendisiyle birlikte taşımaktadır. “Menfaat” ile “hakikat” onun gözünde ayrılmaz bileşik ve birbirinden ayırt edilmez bir olgudur. (s: 323)
6- Meşhur Gadir Hum hadisesini anlatırken, tarihe iftira ediyor: “ashab Ali’ye biat etti” diyor. (s: 323)
Bu yalanı söylemekle farkında olmadan öyle bir açık veriyor ki, demeyin gitsin. Bi kere Gadir Hum hadisesi Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) zamanında olmuştur. Peygamberimiz hayattayken Hz. Ali’ye biat edilmesi bahis mevzuu olur mu hiç!
7- Resulüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in hastalığı anında sefere çıkmak üzere olan Üsâme ordusundan bahsederken şöyle diyor:
“Ebûbekir ile Ömer sıradan asker idi. Bu mesele onların ağrına gidip, açıkça Üsame’nin komutanlığına itirazda bulundular.” (s: 324)

Bu söz bir acem yalanı olup gerçek tamamen tersidir. Üsâme Hazretleri genç ve tecrübesiz olduğu için başka bir kumandan tayininin daha uygun olacağını söyleyenlere Hz. Ebûbekir (Radıyallahü anh); “Ben, Resûlüllah’ın tayin ettiği kişiyi kumandanlıktan alamam” diye cevap vermiştir. Hatta Hz. Üsâme at üzerinde olduğu halde kendisi yaya olarak onu Hazreti Resûlüllah’in tayin ettiği kumandan olarak uğurlamış, Üsâme (Radıyallahü anh) bundan sıkılıp ata onun binmesini isteyince de; “Allah yolunda birazcık da bizim ayağımız tozlansa ne olur” diye cevap vermiştir.

8- Vefatından önce herkese hakkını vermek isteyen Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in şöyle söylediğini yazıyor:
“Ey halk, kimin sırtına kırbaç vurmuşsam… kime küfür etmişsem…” (s: 329)

Hâşâ, Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i başkalarına küfür eden biri olarak gösteriyor.

9- Hazreti Ömer’in, Ashâb-ı kiramın diğerleri gibi Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in yolunda canını feda etmekten çekinmeyeceğini bütün müslümanlar bilir. Ama Ali Şeriatî, Peygamberimiz’in ömrünün son saatlerinde bir şeyler yazmak istemesi üzerine, Hz. Ömer’in Peygamberimiz hakkında şöyle söylediği iftirasını yapıyor: “Bu adam savsaklıyor.” (s: 333)
10- Bütün tarihlerin yazdıklarına göre, Peygamberimiz, başı Hz. Aişe validemiz’in göğsüne yaslanmış olduğu halde vefat etmiştir. Şeriatî ise tarihe yalan bir not düşerek bu son hali şöyle anlatıyor:

“Ali, Muhammed’in başını göğsü üzerine aldı.” (s: 336)

Görüldüğü gibi, kitap boyunca Hazret kelimesini kullanmamakta ısrar ediyor.


Değerli okuyucular! Ali Şeriatî’nin bir de Hac isimli kitabı var. Bir de ona göz atalım.
Kitap, Ejder Okumuş tarafından tercüme edilmiş. Elimizdeki 2. baskı Şûrâ Yayınları’na ait. Nisan 2001…
4. sahifede “Yayıncının Notu” olarak şu cümleler göze çarpıyor:
“Bu kitap, Şehid Ali Şeriatî’nin bizzat gözden geçirip ilâveler yaptığı ve “Öğretmen Şehid Dr. Ali Şeriatî’nin Eserlerini Derleme Bürosu”nun külliyat arasında yayımladığı Farsça son Hacc baskısının tam çevirisidir.”
Demek ki neymiş? Ali Şeriatî bu kitabı bizzat kendisi gözden geçirmiş. Aşağıda madde madde verilecek bilgileri lütfen bunu bilerek değerlendiriniz.
1- Daha başta zehirini kusuyor. Diyor ki: “Ve yine biz, aynı yöntemle, İslâm mezhepleri arasında bir mukayese yapsak, İslâm dâhilinde bulunan Şia’yı, dinler arasında İslâm’ı nasıl görüyorsak öyle görürüz.” (s: 8)
2- Şeriatî’nin, Hac hakkındaki şu ifadesine bilhassa dikkat: “Ve Hacc: Müslümanlar arasında her yıl tekrar edilen en çirkin, en mantıksız eylem!” (s: 9)
Bu söz üzerine biz de diyoruz ki, bu sözün sahibi en alçak en rezil insan…

3- Müslümanları şöyle suçluyor: “Kur’an’ı yok edememiş kapatmışlardır. “Kitab”ı “teberrük edici şey” haline getirmişlerdir.” (s:11)
Açıkça, müslümanları Kur’an’ı yok etmek için uğraşmakla suçluyor. Teberrük/bereketlenmek kötü bir şeymiş gibi, Kur’an’ı teberrük edilen şey haline getirmekle suçluyor.
4- Bakın hacda tavaf eden Müslümanlara nasıl hakaret ediyor:

“Yemenliler, saçları perişan ve pis, gözleri çökmüş, bellerine ip bağlamışlar, her biri mezardan çıkmış tıpkı bir hortlak gibi. Ve siyahlar; iri, uzun boylu ve kazık gibi, dudaklarını köpük bürümüş…” (s: 71)

Bu sözler, bir Müslümanın din kardeşleri hakkında söyleyeceği sözler olamaz. Onların görüntüleri böyle olsa bile bu ifadeler kullanılamaz. Öbür taraftan hacda, kötülükler görülmez, gizlenir, iyilikler anlatılır.

5- İmanî bakımdan uygun olmayan öyle benzetmeleri var ki, aşağıda da göreceğiniz gibi, bu teşbihlerin her biri en hafifinden insanın imanını sarsar. Yazının fazla uzamaması için bunları kısa değerlendirmelerle verelim:
a- Hacer Vâlidemiz’den câriye diye bahsederek şöyle diyor: “Allah, Afrikalı siyah bir câriyenin evinde.” (s:49) Allah, -hâşâ- Hz. Hacer’in evindeymiş.
b) “Allah, dünyanın kalbi, varlığın mihveridir.” (s:50) Allah –hâşâ- dünyanın kalbiymiş.
c) “Allah ve insanlar/topluluk bir cihette, bir saftalar.” (s:50) Allah –hâşâ- insanlarla aynı saftaymış.
d) “Allah’ın çevresinde tavaf yapıyorsun.” (s: 54) Kâbe’ye Allah diyor. Hâşâ! Tavaf Allah’ın çevresinde yapılıyormuş.
e) “Vay be! Bu tevhid …seni Allah’la diz dize oturtuyor. …Allah’ın benzeri olarak görüyor. “ (s:56) Allah’la diz dize oturmak, Allah’ın benzeri olmak… Bu benzetmelerin insanı ne hale getireceği ehlince malum.

f) “İlâhî özün, içinde, Allah’ın ruhu girdaptan doğup başını kaldırıyor. Nereden? Allah’ın elinin sağ elinin altından.” (s: 59)
Altı çizili yerlere dikkat. g) “.. sa’y et. Fakat çember çizerek değil, çembersel çaba, değirmen eşeğinin sa’yi gibidir, kısır döngüdür, sonuçta başa dönersin. Böyle bir şey, “abes”, “anlamsız”, içi boş daire, içeriksiz, hedefsiz: Tıpkı sıfır gibi.” (s: 67)

Sa’y ile tavafı karıştırıyor. Sa’y istense de zaten çembersel yapılamaz. Değirmen eşeğinin sa’yi gibi diye bir benzetme yapanın kendisi eşekten aşağı olmaz mı!
Kâbe’nin etrafında yapılan tavafı da sıfır olarak görüyor.

h) “Ey insan! “Allah’ın ruhu”! (s:80) Burada insana, “Allah’ın ruhu!” diye hitap ediyor.
i) “Ey hacı, yolun sonunda Allah seni beklemekte…” (s: 91) Bu söz de sâfî küfrî bir benzetme…
j) Müzdelife’den Mina’ya hareket edecek hacıları, yıkılmaz bir duvara benzettikten sonra şöyle diyor: “Bu çelik duvarı dünyada yıkabilecek hiçbir güç yoktur. İbrahim ve Muhammed dahi yıkamaz.” (s: 106)

Görüyor musunuz hâinliği!.. Böyle bir duvarı yıkmayı hedeflese hedeflese ancak kâfirler hedefler. İbrahim (Aleyhisselâm) ile Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i bu çelik duvarı yıkmak istiyor gibi gösteriyor. Bu çelik duvarı yıkma cürmünü Hz. İbrahim’e ve Peygamberimiz’e yüklemek ise, olsa olsa imansızlık alâmetidir.

k) “Ki sen, tek bir “varlık”sın: Kendi “mahiyet”ini kendin yaratmalısın.” (s: 112) Allah’a ait olan yaratmak kelimesini insana izafe ediyor.
l) “Savaş İbrahim’in içinde, Allah’la İsmail arasında savaş.” (s: 119) Eh, bu artık sapıklığın dik âlâsıdır.
m) “Hâtemül Enbiya dahi kendini korumasaydı sarsılabilir düşebilir, yaptıklarını heba edebilirdi. O bile şirkten masum değildir!” (s: 129)
Değerli okuyucular. Peygamberler hakkında bu ifade kullanılamaz. Çünkü peygamberler Allah tarafından korunmakta olup şirke düşmek şöyle dursun sıradan günah işlemekten bile uzaktırlar. Böyle sözler, ancak imansız ağızlardan çıkar.

6- Ali Şeriatî’nin cahilliklerine gelince:

a) Haccın başlangıcını zilhiccenin 9. günü olarak anlatıyor. (s: 79)
Halbuki hac, Zilhiccenin 8. günü başlar.

b) “Âdem doğduğu zaman” (s: 84) diyor
Hazreti Âdem doğmamış, topraktan yaratılmıştır… c) “Hacta ilk hareket Arafat’tan başlar” (s: 86) diyor.
Yanlıştır. Hac Mina’dan başlar.

d) Şeytan taşlamak için toplanacak taşları şöyle tarif ediyor: “Cevizden daha küçük, fıstıktan daha büyük” (s: 101)
Yanlıştır. Doğrusu şöyle: Nohuttan büyük, fındıktan küçük.

Milyonlarca hacı cevizden küçük taşlar toplasa Mina’da taş dağı meydana gelir.

f) “Demek Allah için insan kurban etmek yasak oluyordu. Oysa geçmişte bu, yaygın bir dinî gelenek ve ibadetti.” (s: 135)
Dinî gelenek derken hak dini kastetmektedir. Oysa hak dinde insan kurban etmek gibi bir gelenek ve ibadet yoktur.
g) “Şimdi her şey sona erdi. Nerede? Mina’da!” (s: 146)

Yanlış. Hac Mina’da bitmez. Çünkü daha ziyaret tavafı yapılacaktır.

h) “Bugün Zilhiccenin onu. Kurban Bayramı, Hacc sona erdi.” (s: 146)
Yanlıştır. Taşlama devam etmektedir.

i) “Bu üç günde (bayramın üç günü) Mina bölgesinden dışarı çıkmak yasak! Ka’be’yi tavaf için bile geceleyin dışarı çıkmaya hakkın yok.” (s: 147)
Bu da ancak zır câhillerin düşeceği bir yanlış. Böyle bir yasak yok.

7- Şeriatî’nin Hac kitabında bazı mübârek isimler geçiyor.
Meselâ:  Harun kelimesi 1 defa,

Peygamber kelimesi (Peygamberimiz kastedilerek) 3 defa,
Musa kelimesi 4 defa,
Ali kelimesi 5 defa,
Hüseyin kelimesi 6,
Hacer kelimesi 9 defa,
Muhammed kelimesi 10 defa,
Âdem kelimesi 21 defa,
İsmail kelimesi 90 defa,
İbrahim kelimesi 131 defa geçmektedir.
Buna rağmen hiç birini “Hazret” kelimesiyle anmıyor. Hiç birinde “Hazret” kelimesi veya “Aleyhisselâm” da yok…

 

En Üstte bahsettiğim Hadisin kaynağı ve aslı
KADERLE MÜSLİM’İN AMEL BABINDA

ـ4835 ـ5ـ وعن عامر بْنِ واثلة قال: ]سَمِعْتُ عَبْدَاللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَقُولُ: الشَّقِىُّ في بَطْنِ أُمِّهِ، وَالسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ. فَأتَى رَجًُ مِنْ أصْحَابِ النَّبِىِّ # يُقَالُ لَهُ حُذَيْفَةُ: فَحَدَّثَهُ بِقَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ. فقَالَ: كَيْفَ شَقِىَ رَجُلٌ بِغَيْرِ عَمَلٍ؟ قَالَ: أتَعْجَبُ مِنْ ذلِكَ؟ فإنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ # يَقُولُ: إذَا مَرَّ بِالنُّطْفَةِ ثِنْتَانِ وَأرْبَعُونَ لَيْلَةً بَعَثَ اللَّهُ إلَيْهَا مَلَكاً فَصَوَّرَهَا وَخَلَقَ سَمْعَهَا وَبَصَرَهَا وجِلْدَهَا وَلَحْمَهَا وَعِظَامَهَا. ثُمَّ قَالَ: يَا رَبِّ أذَكَرٌ أمْ أُنْثىَ؟ فَيَقْضِى رَبُّكَ مَا شَاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ. ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ أجَلُهُ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ رِزْقُهُ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ. ثُمَّ يَخْرُجُ الْمَلَكُ بِالصَّحِيفَةِ في يَدِهِ فََ يَزِيدُ عَلى ذلِكَ شَيْئاً وََ يَنْقُصُ[. أخرجه مسلم

.5. (4835)- Amr İbnu Vasıla anlatıyor: "Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'u dinledim. Demişti ki: "Şakî, annesinin karnında iken şakî olandır. Said de başkasından ibret alandır." (Bunu işittikten sonra) Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashabından Huzeyfe denen zata uğradı ve İbnu Mes'ud'un söylediğini anlattı ve sordu:

"Kişi amelsiz nasıl şakî olur?" Huzeyfe (radıyallahu anh):

"Buna hayret mi ediyorsun? Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:

"Nutfenin (rahme düşmesinden sonra) kırk iki gece geçti mi, Allah ona bir melek gönderir (ve onun vasıtasıyla) nutfeyi şekillendirir; işitmesini, görmesini, derisini, etini, kemiğini yaratır. Sonra melek sorar:

"Ey Rabim! Bu erkek mi, dişi mi?" Rabbin dilediğini hükmeder, melek de yazar. Sonra sorar:

"Ey Rabbim! Eceli nedir?" Rabbin dilediğini hükmeder, melek de yazar. Tekrar sorar:

"Ey Rabbim! Rızkı nedir?" Rabbin dilediğini hükmeder, melek de yazar. Sonra melek elinde sahife olduğu halde çıkar. Artık buna ne bir şey ilave eder ne de eksiltir."

[Müslim, Kader 3, (2645).]

 

_________________________

Dr. Ali Eren Hocaefendi

11 Comments

  1. Sapıtanlar diye, İslam konusunda söz söylemiş insanları eleştireceğinize ilim üretiniz ve islamın gerçek hedefi olan islamı yaşanır kılan müesseseler için uğraşın. bu usul ve üslup gerçek alimlerin usul ve uslubuna uymaz (eğer alimseniz). Eğer alim değilseniz, bir cahilin, islam konusunda söz söylemişlere laf yetiştirmeye çalışması yerine, kendini yetiştirmesi gerekir. Ayrıca Müsteşrikler kadar ilmin namusuna dikkat etmelisiniz. Çünkü bir müsteşrik bir ilim adamı hakkında konuşmak için önce onun hakkında bir “uzman” payesi elde eder. Ondan sonra konuştukları ve söyledikleri kabul edilir, kaynak gösterilir. Örneğin, Ali Şeriati hakkında konuşmak için Ali Şeriati Uzmanı olmanız gerekir (bu uzmanlık meselesinin sevgiyle alakası yoktur). Ali Şeriati uzmanı olmak için, asgariden farsça bilmeniz gerekir. Eğer farsça bilmiyorsanız onun orjinal konuşmalarına ve eserlerine ulaşamazsınız. bu da onun hakkında yanlış ya da iftiraya varan fikirlere sahip olmanıza sebep olabilir. Ayrıca, yazarın (müslüman ise) mezhebi konusunda bilginizin olması gerekir. Sizin mezhebinize göre sapıklık addettiğiniz bazı şeyler (ehli sünnet mezhepleri içinde bile) sapıklık olmayabilir. Son bir söz olarak; Müslüman kardeşlerinize nasıl sapık oldukları bakışı ile değil rahmet nazarıyla bakınız. O zaman Allah’ın merhameti sizi ve (hatalı varsaydığınız) muhatabınızı saracak böylece hak yolda hidayete dönüşecektir. İNsanların öncelikle iyi yönlerine yoğunlaşırsanız kötü yönlerini daha kolay düzeltebilirsiniz.

    • Yazılarımız kesinlikle kafamızdan uydurma yazılar değildir. Bundan Allahımıza sığınırız. Ben yorumunuzdan bir tenkid algılamadım sadece uyarı algıladım Allah razı olsun..

      Yalnız komple okuduysanız dipnotlarından anlarsınızki bizlerEhli sünnet Alimlerin reddiyelerini yayınlıyoruz. 1 Kelime dahi katmadan. !

      Ayrıca bazı mezhebe göre sapıklık olan sey diğerine göre olmaz demissiniz. Amelde farklılık olabilir. Ondada Sapıklık asla denemez uygulamada farklılıklar var.

      Amma tüm mezheplerin İTİKADI aynıdır. İtikad ta sapıklık olmaz. Bunu yanlıs bildiginizi ve düzelteceginizi varsayıyorum.

      Ali Şeriatiyiye reddiye yazarken uzman Alimlerin reddiyelerini almayı önemsiyoruz. Eğer sitemize dikkat ettiyseniz herşey senedleriyledir..

      • Selamun Aleyküm Böyle bir site yapıp böyle reddiyeler yaptığınız için Allah C.Celaluhu sizden razı olsun Efendimiz Aleyhisselamın Şefaatine nail etsin Sahabei Kiram Efendilerimiz dil uzatan adamları müslümanlar savunuyor ya Yemin olsun kafayı yiyewcem hemde hanefiyim şafiiyim diyenler savunuyor.Müslümanlara nmaz kıldıran imamlar savunuyor ne edecez bilmiyorum.Allah C.C. Hepimizi afffetsin İtikadımız O’na Emanet olsun Amin.

    • (Ömer’den) ALINTI:
      “Son bir söz olarak; Müslüman kardeşlerinize nasıl sapık oldukları bakışı ile değil rahmet nazarıyla bakınız. O zaman Allah’ın merhameti sizi ve (hatalı varsaydığınız) muhatabınızı saracak böylece hak yolda hidayete dönüşecektir.”

      Allah aşkına; siz insanlığın iftihar tablosu olan, ömrünü Allah ve Rasulü (sav) yolunda canını, malını ve herşeyini ortaya koymuş, ömrü cihat meydanlarında geçmiş, Allah’ın (cc) Kur’an’da Efendimiz (sav)’in de müteaddit Hadislerinde övdüğü Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman ve daha bir çok Sahabe-i Güzen’e (rae) küfredeceksin, hakaret edeceksin, aşağılayacaksın ondan sonra da sana “RAHMET NAZARIYLA BAKMAMI” bekleyeceksin! Aymazlağın, akılsızlığın ve ahmaklağın bu kadarını hiç görmedim…Mevla iman, edep, akıl ve fikir versin…

  2. bu yazı ali eren hocaefendinindir.. yeteri kadar ilminiz varmı diye soran “ömer” gidip ali erene sor bakalım farsça , arapça biliyormu.. ? ali şeriati uzmanı mı değilmi.. ? islamoğlu uzmanı mı değilmi..

    ali eren hocaefendinin yanına gidip bunları sorduğunuzda taaccup edip geri dönecek olmanız muhtemeldir.. ali eren hocaefendi 3 yıla yakın süredir bu zihniyete reddiye yazıyor..

    allahın izni ile hepsinin kanına işlemiş pisliklerin bilincindedir..

  3. Ömer Efendi;
    Ali Eren Hocayı bizzati tanıyorum. Farsçayı ve Arapçayı bilir.

    Ayrıca A.Şeraiti (Şeriati değil), bu mahluk İran Kominist Partisinin yani TUDEH’in kurucu üyesidir, ileri gelenidir. Şah’ a karşı ihtilal yapmak istediklerinde humeyni ile ittifak etmişlerdir. İhtilal sonrasıda bu şera’iti nasılsa İslamCI olmuştur. Sen kalkmışsın ilimden bahsediyorsun. Sen hiç İran B.Elçiliğine gidip (ayrıca G.B,ABD ve SSCB (şimdiki Rus) elçiliklerinede) İhtilal ile alakalı araştırma yaptın mı? (Elçilikler deki kültür ataşeliklerini kast ediyorum) Bu yere göge sığdıramadıkları ihtilal ile sadece kendim 20 sene evvel 7 aya yakın tahkikat yaptım. Bu hususta, ilimse bizde de var. Mesele Alim olmak değil. Mesel şu; “Maneviyatsız ilim, zehire mungalip olur” Şeytanda alimdi noldu?
    Sana tavsiyem Adını taşıdığın mübarek insana layık ol. Müdafa ettiğin bu sapıklar O mübarek isme asla tahammül edemezler. Suriyede adı hamza olan 12 yaşında ki çocuğa yaptıklarını bir araştır istersen. Sen de şia nın eline düşsen sırf adın yüzünden malını keser ağzına korlar. 12 yaşında ki Suriyeli Şehit Hamza’ya yaptıkarı gibi.

  4. mevlam sizlerden razı olsun bu çalışmanızdan dolayı çünkü dinimizin diğer meseleleriyle ilgili bir çok siteler ve kitaplar bulunmaktadır yani kolay ulaşılabilir fakat bu konularda tam bir bilgiye pek ulaşılamamaktadır şunun kitabı okunurmu şu dinlenirmi diye soruluyor hemen siteden ulaşıyorum istediğim bilgiye sağolun fi emanillah

  5. bu site iftiralarla dolu. sünni ve şiiyi bölerek amerikanın köpekliğini yapanları allah silip süpürecek işallah

    • Doğru olmadığına deliliniz nedir ?

  6. Şehid Şeriati,sizin gibi yan gelip yatmış bir adam değil;inancına canını vererek tanıklık yapmış seçkin bir zattır.Elbette ki her kul gibi onun da hataları vardır.Şeriati’nin bakış açısıyla Şeriati’yi okuyan herkes hatalarını da görebilir.Bazı büyük şahsiyetlere yönelik eleştirilerini gördüğünüze göre bizzat eleştirdiği kişilere dair övgülerini de görmeniz gerekir.Şayet fikren namus sahibiyseniz.Şeriati’nin İslam ve Ümmet sevdasını görmemek iyi niyetliyse cehalet,değilse İslam ve Ümmete ihanetten başka bir anlamı ifade etmez.Ruzi Mahşer’de hesabını veremeyeceğiniz iftiraları atmayın.

    • Rasulullah efendimiz’in önünde bile savaşıp ölen, herkesin şehid zannettiği birini Rasulullah “bu zat münafıktır.” buyurdu. Yani HEr şehidi şehid sanmayın masonluk uğrunda ölen niceleri var. Benim ashabıma ve ona tabii olanlara küfür edenin ne dini vardır ne namusu. Çünkü Dinide onlar öğretti namusuda.

      Hatalarını sizde kabul etmişken bizler neyin iftirasını atmışız? yazdıklarımız onun kaleme aldığı yazı değil mi?. Putlarınıza ve ezberlerinize dokunulunca niye ağlıyorsunuz. Kemalistlerin putları var diye laf atabiliyoruz .. Ama unutmayın ki nice müslümanım diyenlerinde putları vardır. İşte Ali şeriati ve Afgani gibileride bunlardandır.

      Bizi Şeriatle islamla telkin edin eleştirin. Varsa deliliniz buyrun… Ama islamdan gayrı tenkidler bizim için sadece fasa fisodur.